Burnu yere sürtünsün/ Yazıklar Olsun

Güncelleme tarihi: 17 Nis

Peygamber Efendimizin Ramazan ayını değerlendiremeyenler için “Burnu yere sürtünsün” şeklinde bir hadisi var.


Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir keresinde minbere çıkarken, her adımda "âmin" dedi: Bir adım çıktı, "âmin..."; bir adım daha çıktı, "âmin..."; bir adım daha çıktı, "âmin..."


Hutbesi bittikten sonra: "Yâ Rasûlallah! Minbere çıktığınız zaman 'âmin' dediniz, her adımınızda bunu neden söylediniz?" diyerek sebebini sordular.


Buyurdu ki: "Cebrail (a.s.) üç dua etti, ben de onlara amin dedim.


Birincisi: Cebrail (a.s.):

'Annesine, babasına veya sadece onlardan birine ulaşmış bir evlat, (onlara güzel hizmet edip, onların hayır duasını alıp) cenneti kazanamadıysa, ona yazıklar olsun/burnu yerde sürtünsün!' dedi,.

Ben de amin dedim.”


Demek ki insanın bir evlat olarak, kendimize yazıklar olsun denmemesi, burnu yere sürtünsün diye beddua almak istemiyorsa, anne babasının rızasını kazanması, onların elini öpmesi, onların gönlünü alması, onlara hizmet etmesi, böylece cenneti kazanması gerekiyor. Ve bu yoldan cenneti kazanmak çok da kolaydır. Buna rağmen bunu başaramayana, anne babasının rızasını almadığı için cennete giremeyene yazıklar olsun ve olacaktır.


İkincisi: "Cebrail (as):

'Sen peygamber olarak bir insanın yanında anıldığın zaman, sana salat-ü selâm getirmezse; ona yazıklar olsun!.. Onun burnu yere sürünsün!' dedi.

Ben de ona amin dedim."


Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.”(Ahzab, 33/56) mealindeki ayet de salavat-ı şerifenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.


Allah’ın bu açık teşvik ve davetine rağmen, yanında ismi anıldığı halde Peygamber Efendimize (s.a.s.) salavat getirerek kısa yoldan büyük sevaplar kazanmayı düşünmeyen kimse, herhalde “yazıklar olsun”u çoktan hakketmiştir.


“Üçüncüsü: "Cebrail (a.s.):

'Ramazan’a eriştiği halde bir insan, buna Ramazan’ın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah'ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah'ın affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula!.. Burnu yerde sürtsün!' diye dua etti.

Ben de ona âmin dedim.”

(bk. Buharî, el-edebu’l-müfred- 1419/1998, Riyad- 1/338; Taberanî-evsat- h. no: 8994; Bezzar, h. no: 1405; Mecmau’z-zevaid, 10/164)


Rabbim bizleri Peygamberimizin aminlerinde yer alan zümreden bizleri uzak eylesin. Peygamberimizin adı anıldığında salavat getiren, anne ve babasının hayır duasını alanlardan eylesin. Ramazan’a erişip kendini Allah’a affettiren kullardan eylesin.


Fatih Sultan Mehmed Han, “İnsanlara dinin nedir? Oruç tutuyor musun? Namaz kılıyor musun? gibi Allah’ın soracağı soruları sormayın. İnsanlara “Aç mısınız? Bir şeye ihtiyacınız var mı? Bir derdiniz var mı?” gibi kulun soracağı sorular sorun, diyor.

Allah, Ramazan ayında açın halinden anlamamızı sağlamak için orucu farz kıldı. Ne kadar oruç tutarsak tutalım, günün sonunda tıka basa yiyebileceğimiz için, açın halinden hiç anlamayacağız.

O yüzden orucun mesajını çok iyi anlamalıyız. Oruç der ki bize;

Niyetim sizi aç bırakmak değil… Niyetim size açın halini anlatmak.


Rabbim tutmuş olduğumuz oruçları, kılmış olduğumuz namazları, yaptığımız hayırları kabul etsin.

60 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör