• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/vaazdokumanlari/
  • https://www.twitter.com/@vaazsitesi
Üyelik Girişi
Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi11
Bugün Toplam102
Toplam Ziyaret2985785
İslam Ansiklopedisi
Hadislerle İslam
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

Kadir Gecesi- Mehmet Kava

 KADİR GECESİ

قال الله تغالي :

إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ (1) وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ (2) لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ (3) تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (4) سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ (5)

  1. Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesin­de indirdik.

2.Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?

3.Kadir gecesi, bin aydan hayırlı­dır.

4.O gecede, Rablerinin izniyle me­lekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.

5-O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar

 

قال رسول الله (ص) :

َمنْ يَقُمْ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

 

 

Muhterem Müslümanlar!

Zaman ve mekânlar, kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir. Çünkü bu gecede kadri yüce bir kitap olan Kur'an-ı Kerim inmeye başlamıştır. Kur'an-ı Kerim gibi insanlık için bir hidâyet rehberi olan kitabın böyle bir gecede inmesi ona müstesna bir şeref kazandırmış, kadrini yüceltmiştir.

Ramazanın yirmi yedinci gecesi İslâm dünyasında Kadir Gecesi olarak bilinir ve kutlanır. Kadir gecesi, gecelerin en feyizlisi ve bereketlisidir. Çünkü bu gecede yapılan ibadet, kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha hayırlıdır.                                                                                      

   Yüce Rabbimizin güzel isimlerinden biri de el-Kuddûs’dür. Bu isim kendisi bizzat mukaddes/ kutsal olan, kutsal kılma yetkisini de yalnızca kendi elinde bulunduran demektir.

      

 İşte bu isminin tecellisiyle yüce Rabbimiz bazı kişilere hemcinslerine nispetle üstünlük vermiştir. Yine bazı zaman ve mekanları diğerlerine nispetle efdal kıldığı bir gerçek...

Bu düşünceyi somutlaştıracak olursak şöyle diyebiliriz. Hz. Muhammed Mustafa (sav.)’yı alemlere rahmet kılması, Mekke’yi Ümmü’l Kurâ /Şehirlerin anası, Medine’yle birlikte her ikisini harameyn yani haram beldeler olarak belirlemesi ve Kadir Gecesi’ni bin aydan hayırlı bir gece olarak takdir ve takdis etmesi kaynaklarımızda mevcut olan örneklerdir.

 

Mübarek Ramazan gecelerinden bir gece "Kadir Gecesi"dir. Çok bere­ketli ve hayırlı bir gecedir o. Kur'anı Kerim'de O'nun bin aydan daha üstün olduğu bildirilmiştir. Bin ay seksen üç sene dört ay eder. Bu geceyi ibadetle geçirmek kendisine nasip olan kimse ne kadar bahtiyar, kısmetli biridir. Çünkü bu geceyi ibadetle geçiren sanki seksen üç sene dört ay ibadet etmiş gibidir. Diğer taraftan bin aydan daha ne kadar fazla değerli olduğunu bil­memekteyiz. Allahu Tealanın ne büyük nimetidir ki kadrini bilenler için böyle sonsuz, büyük bir nimeti ikram etmiştir.

 Dürr-ü mensur isimli kitapta, Enes (r.a)'den nakille Hz.Peygamber (s.a.s)'in şöyle buyurduğu bildirilmek­tedir: "Allahu Teala Kadir gecesini başka ümmetlere değil benim ümmetime lütfetmiştir".(Kandehlevi,Amellerin Faziletleri)

 

Kadir Kelimesinin Anlamı:

        Gecemizin ismini aldığı  kadir kelimesi çeşitli manalara gelir:

        - Allah’ın onaylayıp yürürlüğe koyduğu şeyler kastedilmektedir.

        - Takdir etmek demektir. Takdir ise bir şeyi ne fazla ne eksik olmaksızın yerli yerince yapmaktır.  

  Alimler bu geceye şu sebeplerle Kadir Gecesi dendiğini söylemişlerdir:

      

 1- Bu gece işlerin ve hükümlerin takdir edildiği gecedir. Nitekim Duhan sûresi 4 ve 5. ayetlerde

فيها يفرق كل أمر حكيم أمرا من عندنا

 “Her hikmetli iş nezdimizde bir emir ile o gece ayrılır” buyrulmaktadır.

İbn Abbâs'tan da; Allah Teâlâ'nın, o sene yağacak yağmuru, verilecek rızkı, ölmeyi ve diriltmeyi, gelecek senenin takdirini yaptığı­na dâir bir rivayet nakledilir.

Fahrettin er-Razi der ki;   Allah'ın takdiri o gece meydana gelmez. Çünkü Allah Teâlâ ezelde, gökleri ya­ratmazdan önce kaderleri takdir etmiştir. Asıl maksad, kaderlerin o ge­ce meleklere açıklanması dır. Levh el-Mahfûz'a yazılması o gece olur. Bu görüş bilumum bilginlerin tercih ettiği görüştür.

 

 2- Azamet ve şeref sahibi gece anlamına gelir. “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır” ayeti bunun delilidir. Bu, şu iki anlama gelebilir:

-          Kim o gecede taatta bulunursa kıymetli ve şerefli olur.

-          O gecede yapılan taatlerin kadr u kıymeti pek yüce olur, demektir.

Bu  geceye  Kadr  gecesi adının verilmesi; o gecede kadri  bü­yük bir kitabın,  kadri  büyük bir meleğin diliyle, kadri büyük bir ümme­te indirilmiş olmasındandır. Belki de Allah Teâlâ'nın kadr kelimesini bu sûrede üç kerre zikretmesinin sebebi budur.

 

3-Kadr gecesi sıkıntı gecesidir.

Çünkü o gece, yeryüzü melekler­le dolup taşar ve yeryüzü dar gelir denilmiştir. Bu bize şunu ifade eder ki: Büyük, şerefli olayların meydana gelmesinin sonundaki hayır ve esenliğin büyüklüğü oranında büyük bir şiddet ve tazyik ile il­gilidir.

Şu halde Kadir gecesinde bu üç anlamın üçü de var demektir. Bu su­rede "kadir gecesi" unvanının üç defa zikredilmiş olması da buna işarettir.

 

Bir sınır ve ölçü ile tayin edilmeyecek ve sınırlanmayacak kadar çok hayırlıdır. Artık ne kadar daha çok hayırlı olduğunu Allah bilir. Bu sa­dece Yüce Allah'ın, Hz. Muhammed ve ümmetine bir ayrıcalık ve iyi­likte bulunmasıdır. Bu üstün kılma için "bin" sayısının kullanılması sınırlandırma için değil çokluğu ifade içindir.

 

 

Surenin Nuzül Sebebi:

"Bin yıl veya bin asırdan daha hayırlıdır" denilmeyip de "bin ay" diye özellikle ay ile ifade edil­mesinin izahına gelince bu hususta bir kaç rivayet vardır:

 

1- îbn-i Munzir, İbn-i Ebi Hatim ve Sünende Beyhaki'nin Mücahid'den rivayet ettiklerine göre; Hz. Peygamber sallallahü aleyhi vesellem îsrailoğullanndan bir erin Allah yolunda bin ay silah kuşanmış olduğunu anlatmıştı. Müslümanlar buna hayret edip amelleri kendile­rine pek noksan göründü. Bunun üzerine Yüce Allah da bu sureyi indir­di,

 

2- îbn Ebi Hatim'in Ali b. Urve'den rivayetine göre; Allah'ın elçisi bir gün Îsrailoğullanndan dört kişinin seksen yıl Allah'a ibadet edip hiç günah işlemediklerini anlatmış, Eyyub'u, Zekeriyayı, Hazkıyl b. Acuz'u ve Yuşa b. Nun'u zikretmişti. Ashab-ı Kiram buna hayret ettiler. Bunun üzerine Cibril gelip "Ey Muhammedi Ümmetin o bir kaç kişinin seksen yıllık ibadetine hayret ettiler. Yüce Allah sana ondan daha hayırlısını in­dirdi" diyerek Kadr suresini sonuna kadar okudu ve şöyle dedi: "İşte bu senin ve ümmetinin hayret ettiğinizden daha hayırlıdır" dedi. Bunun üzerine Allah'ın elçisi de sevindi.

 

3- îmam Malik, el-Muvatta adlı eserinde anlattığına göre; Allah'ın elçisine ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Resulullah(s.a.v.)de kendi ümmet fertlerinin ömürlerini az görerek başkalarının uzun ömürde yaptıkları amellere yetişememelerinden endişe etmişti. Bundan dolayı
Yüce Allah da O'na Kadir gecesini verdi ve o geceyi diğer ümmetlerin bin ayından daha hayırlı kıldı.

 

Bu rivayetlere göre bin ayın belirtilmesi seksen küsur yılın bu ümmet içinde bir insan için çoğunluk itibariyle uzun bir ömür olmasına işaret demek olur. (İbn Kesir,15/8540; Elmalılı,9/13-14)

 

إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ

"Inna ezzehnahu" daki "hu" zamirinin kime ait olduğu hakkındaki görüşler:

1-  Tefsircilerin çoğunluğuna göre Kur'andır.

2- Buhari'de anlatıldığına göre de "hu"(onu) zamiri Kur'andan kinayedir. Razi'ye göre bu konuda tefsircilerin görüş birliği vardır.

3- "Onu" zamirinin Cebrail veya başkasına gittiğini söyleyenler yok değil ise de Razi onları ayrı görüş kabul etmemiştir.

Diğer şekillerde Kur'an'ın hem bütüne hem de parçaya doğru olarak ad verilmesi durumundan dolayı "o Kur'an" anlamına dahil olur.

 

Alusi'nin naklettiğine göre Hattabî, "innâ enzelnahu" daki "hu" (onu) zamiri;

 

1- Yüce Allah'ın "ikra" sözüne işaret olduğunu ve ondan do­layı bu surenin ondan sonraya konulduğunu söylemiştir.

"Ikrâ" Kur'an'ın ilk inen ayeti olması hasebiyle zamirin ona gönderilmesi de hakikatte cumhurun görüşüne aykırı olmaz. Ancak zamirin gönderildiği yer bir önceki surede geçmiş olmasına göre "O Kur'an'ı" demek gibi lafız olarak da açık olmuş olur. Bu durumda indir­meyi, indirmeye başlamak diye yoruma gerek kalmaz.

 

3- Bundan başka surenin Medenî olması rivayetine göre acizane zih­nime daha yakın görünen bir ihtimal vardır ki o da bu zamirin Alak suresinin sonunda

 

كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ لَنَسْفَعَنْ بِالنَّاصِيَةِ * نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ 

 "Eğer vazgeçmezse mutlaka onu perçeminden yaka­larız"(Alak;15,16) sözündeki "onu yakalarız" anlamındaki "sefe'a"ya giderek o va'din Bedir'de yerine getirildiğine işaret olmasıdır.

 

Böylelikle Ebu Cehil'in o yalancı, canî kafasının kesilip Cehennem'e doğru sürüklendiği Bedir zaferine işaret olarak "iki topluluğun karşılaştığı gün, hakkın batıldan ayrıldığı gün, kulumuza indirdiğimiz" anlamında olmuş olur.

Aynı zamanda surenin hem Mekkî, hem de Medenî olduğunu söyleyen rivayetlerin ikisine de uygun olur.(Elmalılı,9/8,9)

 

Kur'an Nereye İndirildi?

Kur'ân-ı Kerlm'in bölüm bölüm in­dirildiği bilindiği halde, neden «Kadr gecesi indirilmiştir» buyurulmaktadır? Biz deriz ki: Bunda birkaç vecih vardır:

 1- Şa'bî der ki: Bu­nunla Kur'ân'm Kadr gecesi indirilmeye başlandığı belirtilmektedir. Çünkü Peygamberin  bi'seti Ramazân ayında olmuştur,

2- İbn Abbâs der ki: Kur'ân-ı Kerîm Kadr gecesi bir bütün olarak dünya göğüne in­dirilmiştir. Sonra buradan bölüm bölüm yeryüzüne indirilmiştir

Bu durumda neden; gökyüzüne indirdik, dememiştir? diye bir soru sorulamaz. Çünkü böyle bir ifâde yeryüzüne indirilme vehmini do­ğurur. Zîrâ Biz, gökyüzüne indirilişinin yeryüzüne indirilişi gibi oldu­ğunu söylüyoruz.

 

Kadir Gecesinin Zamanı:

        Değerli Mü’minler!

        Kadir Gecesi’nin zamanını ifade eden pek çok hadis vardır. Ancak bu hadisler farklı farklıdır. Aralarındaki bu farklar ise çelişki manasına anlaşılamaz. Bu, umum-husus, genel ve özel olma gibi bir ilişkidir. Bu rivayetleri özet olarak zikredelim, ancak konuyla doğrudan ilişkisi olan ayetlerle başlayalım.

        1-  Allah Teala şöyle buyuruyor: “Ramazan, Kur’an’ın, insanlığa bir rehber, hidayete ulaşmanın apaçık delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak indirildiği bir aydır.”[1] Ayetten açıkça anlaşılıyor ki Kur’an Ramazan ayında inmiştir.

        2-  Biz Kur’an’ı Kadir Gecesi’nde indirdik.”[2] Ayetten anlaşılıyor ki Kur’an, Ramazan ayında ve Kadir Gecesinde indirilmiştir. Öyleyse Kadir Gecesi Ramazan ayının gecelerinden bir gecedir.

        3-  Hz. Ömer (ra) diyor ki: Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: Bakıyorum da kiminiz rüyasında Kadir Gecesi’ni, Ramazan’ın ilk yedisinde, kiminiz ise son yedisinde görüyor. Onu Ramazan’ın son on gününde arayınız.”[3]

Aişe validemiz (ra) diyor ki: Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününün tek gecelerinde arayın.”[4]      

 

        4- Ubade b. Samit (ra) diyor ki: Rasûlullah (sav) Kadir Gecesi’ni haber vermek için çıktı. Baktı ki iki Müslüman birbirlerine kaba sözler söylüyorlar, sövüşüyorlar. Şöyle buyurdu: Size Kadir Gecesi’ni haber vermek için çıkmıştım. Şunlar birbirlerine sövüyorlardı. O yüzden bu haber verme izni veya o konudaki bilgi Allah tarafından kaldırıldı. Belki de bu sizin için daha hayırlıdır. Siz onu yedinci, dokuzuncu ve beşinci günlerde arayın.”[5]

        5- Abdullah b. Ömer (ra) diyor ki: Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın. Eğer güçsüz ve aciz olursanız son yedi günde arayın.”[6]

Ebu Zer® şöyle dedi: İnsanlar arasında Rasûlullah'a en çok suâl soran bendim. Dedim ki: Ey Allah'ın Rasûlü, bana Kadr gecesinden haber ver, o, Ramazân ayın­da mıdır yoksa bir başka ayda mı?

Rasûlullah (s.a.) buyurdu ki: Hayır, o Ramazân ayındadır. Ben dedim ki: Peygamberler yaşadıkça onlarla beraber bulunup onlar göç edince kaldırılır mı? Yoksa kıyamete kadar bakî mi?

 Rasûlullah (s.a.) buyurdu ki: Kıyamete kadar bakîdir. Ben; hangi Ramazân'dadır o? deyince buyurdu ki:

 Onu ilk ve son on günde arayın. Sonra Rasûlullah (s.a.) söze daldı ve konuştu. Ben, onun dal­dığı bir anı yakalayıp dedim ki: O, hangi yirmidedir?

 Rasûlullah (s.a.) buyurdu ki: Onu son on günde ara ve bundan öte bana bir şey sorma. Sonra Rasûlullah (s.a.) konuşmaya daldı ve ben dalgın olduğu bir anı gözetleyip dedim ki: Ey Allah'ın Rasûlü, bunun hangi on günde oldu­ğunu haber vermezsen senin üzerinde olan hakkıma yemîn ederim, de­dim.

 Rasûlullah (s.a.) öyle bir kızdı ki tanıdığımdan bu yana öylesine kızmamıştı ve dedi ki: Onu son yedi'de arayın ve daha başka bir şey sorma bana.(Ahmed, Nesai)

     

        7-Übey b. Ka’b (ra) diyor ki: “Vallahi ben Kadir Gecesi kesin olarak biliyorum. O, Rasûlullah (sav)’ın bize ihya ve ikame etmemizi emrettiği gecedir ki o da yirmi yedinci gecedir.” Müslim, Salatü’l-Müsafirin ve Kasruha,1373   

 

 

Allah Teâlâ bazı konuları bir takım hikmetlerden dolayı gizlemiştir:

- Allah Teâlâ ibâdetlerden rızâsını gizlemiştir ki bütün ibâdetlere rağbet edilsin.

 -İsyanlarda da gazabını gizlemiştir ki bütün günâhlardan kaçınılsın.

 -İnsanlar arasında dostlarını gizlemiştir ki bütün insanlara saygı gösterilsin.

- Dualar arasında kabul ettiği duayı gizlemiştir ki bü­tün dualar yapılsın.

- İsimler arasında İsm-i A'zâm'ı gizlemiştir ki bütün isimlere saygı duyulsun.

 -Namazlar arasında orta namazı gizlemiştir ki bütün namazlara dikkat edilsin.

-Cuma günü müstecab saati gizlemiştir ki bütün cuma günü insanlar dua ve niyazda bulunsunlar

- Tevbeler arasında kabul olanı gizle­miştir ki sorumlular çok tövbe etsinler.

- Canlılar arasında ölüm vaktini gizlemiştir ki mükellef ölümden korksun.

- Allah Teâlâ diğer şeyleri gizlediği gibi bu geceyi de gizlemiştir. (İbn Kesir,15/8543,Ter.)

 

 

Gizleme Sebepleri:

1- İşte bu geceyi gizlemiştir çünki bütün Ramazân gecelerine saygı duyulsun diye.  Kul, Kadr gecesini kesin olarak bilmezse; Kadr gecesi olma ümidiyle bü­tün Ramazân gecelerinde ibâdet etmeye çalışır. Ve bu durumuyla Al­lah Teâlâ melekleri onlara imrendirir. Ve buyurur ki: Siz, onların yer­yüzünü fesada vereceklerini ve kan akıtacaklarını söylemiştiniz. Halbu­ki onlar, bilinmeyen ve tahmin edilen bir gecede bile çalışıp çabalıyor­lar. Eğer o geceyi kendileri için bilinir kılsaydım, ne kadar çalışırlardı.

 

2-  San­ki Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: «Ben sizin günâhlara çok koşuşa­cağınızı biliyorum. Eğer Kadr gecesini ta'yîn etmiş olsaydım, belki de arzularınız sizi bu gecede isyana sürükler ve günâha dalarsınız. Binâ­enaleyh sizin o geceyi bilmenize rağmen günâh işlemeniz, bilmeksizin günâh işlemenizden daha ağırdır. Bu sebeple o geceyi sizden gizledim.

 

3-  Ben bu geceyi mükellefin onu bulmak kasdıyla çalışıp sevâb elde etmesi için gizledim, (İbn Kesir,15/8543,Ter.)

Çoğunluğun rivayetine göre; Kadir gecesi Ram ayının 20'sinden sonra ve bilhassa 27nci gecesi olması timali galib ise de, kafi bir delil yoktur. (Hulasatül Beyan,15/65179

 

 

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (4) سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْر

 «Ruh» kelimesi üzerinde birkaç söz söylenmiştir;

Fahrettin er-Razi tefsirinde şöyle buyurur;

1    — Rûh; büyük bir melektir. Gökleri ve yeri yutacak olsa, bun­lar onun için ancak bir lokma olablir.

2    — Rûh; meleklerden bir taifedir. Melekler bile onları ancak Kadr gecesi görürler. Tıpkı bizim ancak bayram günü görebildiğimiz zâhidler gibi.

3    — Rûh; Allah'ın mahlûkatından bir tür yaratıktır ki yer, içer, giyinirler. Ancak ne melektirler, ne de insandırlar. Cennet ehlinin hiz­metkârları  olabilirler.

4    — Muhtemeldir ki Rûh, îsâ (a.s.) olsun. Çünkü ona Rûhullah denmiştir. Hz. îsâ meleklerle birlikte Muhammed (a.s.)in ümmetini gö­zetlemek üzere yeryüzüne  iner.

5    — Rûh; Kur'ân'dır. Nitekim Allah Teâlâ «İşte böylece Biz, sana da emrimizden bir rûh vahyettik.» (Şûra, 52) buyurmaktadır.

6    — Rûh; rahmettir. Nitekim «Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.» (Yûsuf, 87) . Sanki Allah Teâlâ şöyle buyurmak­tadır Melekler inerken rahmetim de arkasından iner. Ve onlar böylece dünya âhiret mutluluğunu elde ederler.

7    — Rûh, meleklerin en değerlisidir.

 

Enes (r.a) Hz.Peygamber (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu söyledi: "Kadir gecesi gelince Cebrail (a.s) meleklerden oluşan bir topluluk arasında inip allahu Teala'yı oturarak veya ayakta zikreden her kula Allah'dan rahmet dileyerek dua ederler. O kulların bayramı olunca da, yani Ramazan bayramı olunca, Allah o kulları ile meleklerine övünür de der ki: "Ey meleklerim! İşine bağlı, işçinin mü­kafatı nedir?" Melekler de: "Rabbimiz! Onun mükafatı ücretinin eksiksiz veril­mesidir. " derler. Allahu Teala da bunun üzerine şöyle buyurur: "Ey meleklerim! Benim kullarım ve kölelerim kendilerine emrettiğim farzlarımı yaptılar, sonra da dua etmek üzere (bayram namazı kılmak üzere) zikrederek evlerinden çıktılar. İzzetim, celâlim, keremim, yüceliğim, yüksek makamım hakkı için onların dua­larını mutlaka kabul edeceğim." Bundan sonra Allah o kullara hitaben şöyle buyuracak: "Evlerinize dönün, ben sizi kesinlikle bağışladım, kötülüklerinizi iyi­liğe çevirdim." Hz.peygamberimiz de şöyle ilave etti: "O kullar evlerine günahla­rından bağışlanmış olarak döner." (Beyhakî, Mişkat).

Cebrail (a.s)'in meleklerle inmesi, yukarıda anlatıldığı gibi Kur'an-ı Ke-rim'de zikredilmiş pek çok hadislerde de bu konu pekiştirilmiştir. Cebrail (a.s) bütün meleklere görev vererek Allah'ı zikreden ve ibadetle meşgul olan kimselerin evlerine giderek onları tebrik etmelerini söyler.

Galiye el-Mevaiz isimli eserde, Ab-dülkadir Geylânî'nin Gunye adlı kitabından şöyle bir nakil vardır: "İbn-i Ab-bas'ın (r.a) naklettiği hadiste şöyle ifadeler de vardır:

 "Cebrail (a.s)'in sözü üzerine dağılırlar ve içinde bir mü'min kul bulunan herhangi bir ev, küçük büyük orman veya sahra bırakmadan dolaşırlar da, mü'min kulu buldukları yerde yanına gelip onunla musafaha ederler, fakat içinde domuz, köpek veya put, heykel bulunan evlere girmezler."

Sahihi Müslim  ve Kütübü Sitte gibi en sahih kaynaklarda geçen bir hadiste de Hz Peygamber (s) şöyle buyurur:

لا تَدْخُلِ الْمَلائِكَةُ دَارًا فِيهَا كَلْبٌ

"İçinde köpek bulunan eve Melekler girmez."

Kaç müslümanın evinde fotoğraflar, resim tabloları vs. yoktur? Allahu Teala'nın meleklerini göndermek gibi bü­yük bir nimetinden kul kendini kendi eliyle mahrum etmektedir.

 

Nasıl İhya Edelim:

        Hakkında Müstakil bir sure inzal buyrulan  ve pek çok hadis irad olunan bu gecenin hangi gece olduğunu Sahabe-i Kiram efendilerimiz çok merak etmişler,   o geceyi iştiyakla aramışlar. Rivayetlerden bunu açıkça görebiliyoruz. Nitekim pek çoğunun rüyalarında dahi görmüş olduğunu, zikrettiğimiz hadislerde  müşahede ettik.

        Peki kadr ü kıymeti bu kadar büyük olan bir geceyi nasıl idrak etmeli?

        Ebû Hureyre (ra)’den rivayetle Rasûlullah  Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

 

مَنْ يَقُمْ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

 “Kim Kadir Gecesi’ni, imanla kendini Allah’a vererek ve mükafatını da yalnız Allah’tan bekleyerek geçirirse geçmiş günahları bağışlanır” Buhari, İman,34

 

        Enes (r.a) hazretlerinden rivayet edilmiştir: "Ramazan ayı girmişti. Hz.Peygamber (s.a.s) buyurdu ki: "İşte size şu ay geldi, o ay içinde bin aydan da­ha hayırlı olan bir gece vardır. Kim o geceden mahrum kalırsa bütün hayırlar­dan mahrum kalır. Onun hayrından da ancak nasibsizler mahrum olur." (İbn-i Mâce, Tergib ve Mişkat).

Bu kadar büyük bir nimeti elden kaçıran birinin nasibsiz olduğunda ne şüphe var?! Bir demir yolu görevlisi bir kaç kuruşluk maaş için geceler boyu uykusuz kalıp vazife yapıyor. Seksen sene ibadet etmiş gibi olmak için bir ay boyunca gece uyunmasa ne çıkar sanki!

Üzerinde hiç bir günah kırıntısı olmamasına ve kendisine her çeşit mükafatın verileceği va'd edilmesine rağmen, alemlerin övüncü Hz.Peygamber (s.a.s) ayakları şişesiye kadar namaz kılardı. Biz de nihayet onun ümmeti ve onun adıyla anılan kimseleriz. Böyle gün ve gecele­rin değerini bilenler, bunları zaten yaptılar ve geçip gittiler. Ümmete güzel birer örnek oldular.

.Âişe validemiz (ra): “Ey Allah’ın Peygamberi, Kadir Gecesi’ne rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordu. Rasûlullah (sav.) de şöyle buyurdu:

 

اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي

        Allahım, sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet” İbn Mace, Dua, 3840 

 

 Demek ki bu gecede her gecekinden daha fazla kendimizi Allah’a vermeli, riyadan, kibirden uzaklaşıp canı gönülden onun önünde diz çökmeli, boyun büküp yalvarmalıyız.

  Evvela günahlardan arınmak için yalvarmalıyız. Sonra tüm Müslümanlar için, onun dinine yardımcı olanlar için, tüm insanlığın hidayeti için niyazda bulunmalıyız. Onu incitecek şeylerden uzak duracağımıza söz vermeli ve sözümüzde sadık olmaya azami gayret göstermeliyiz.   Zamanını iyi değerlendirmesini bilen kişiler için her gece Kadir gecesidir. Yeter ki insan kendisini yaratan, sayısız nimet ve lutuflarda bulunan Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmak için gayret sarf etsin.

           Sohbetimizi  Peygamber Efendimizin (sav.) Hz. Aişe (r.a) validemize öğrettiği dua ile bitirelim;

        “Allah’ım,  sen çok affedicisin, affetmeyi  seversin, bizleri de affet”.         

 

 

 

                                                                   M. KAVA



[1] Bakara 2/185

[2] Kadr 97/1

[3] Buhari, Ta’bir,6476; Müslim,Sıyam,1988

[4] Buhari, Salatü’t-Teravih,1878 ; Müslim, Salatü’l-Müsafirin ve Kasruha,1370 ; Tirmizi, Savm,722

[5] Buhari, İman, 47

[6] Müslim, Sıyam,1989


Yorumlar - Yorum Yaz


Kurban Dokumanları
Namaz Kitapları
Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Kur'ani Site
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 25° 20°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.51373.5278
Euro4.17894.1956
Saat