• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/vaazdokumanlari/
  • https://www.twitter.com/@vaazsitesi
Üyelik Girişi
Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi22
Bugün Toplam745
Toplam Ziyaret2981509
İslam Ansiklopedisi
Hadislerle İslam
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

İnsan ve Maneviyat

İNSAN VE MANEVİYAT

 

İnsan, ruh ve bedenden meydana gelmiş mükemmel bir varlıktır. Allah tarafından yaratılmış olan  bu varlık yeryüzündeki  canlıların da en üstün olanıdır. Bu ayrıcalık kendisinin fıtratına uygun bir yaşam tarzını tercih etmesiyle doğru orantılıdır. İslâm, insanın temel özelliğinin, yaratılmış bir varlık olduğunu bildirir. İnsan kendiliğinden, tesadüfen veya sebeplerin birleşmesiyle  varolan bir canlı değil, bilâkis Allah'ın yaratmış olduğu bir varlıktır. Diğer canlı-cansız bütün her şey gibi o da sonradan var edilmiştir.

Kur’an’da; ''Andolsun ki biz insanı (Âdem 'i) süzülmüş bir çamur (ve hülâsasın) dan yarattık. Sonra onu (yani Âdem'in evlatlarını) bir nutfe kılıp, sağlam bir karargahta (rahimde) yerleştirdik. Sonra o nutfeyi uyuşmuş kan olarak yarattık. Arkasından o kanı bir parça et olarak var ettik ve o eti kemik (üzerin)e  giydirdik. Sonra onu (rahimde) başka bu hilkat olarak inşa ed(ip ruh üfle)dik.  Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne güzel ve ne yücedir'' (Müminîn, 23/12-16)  buyrularak insanın kendi yaradılış safhaları hakkında düşünsel bir sunum yapılmaktadır.

Görüldüğü gibi, insanın yaradılışı hakkında kesin ve net bilgiler veren Kur'an, insanın tek yönlü maddî bir varlık değil, manevi yönü de bulunan bir canlı olduğunu bildirmiştir. Böylece insanoğlunda bulunan beden ve ruh ikilisi, tek bir vücutta toplanarak insanı oluşturur. Nasıl bedenimizi koruyorsak,  ruh ve maneviyat hayatımız da ihmal edilmemelidir. İnsanın bedeni topraktan olduğu için gıdası da topraktan; ruhu ilahi menşe’li olduğu için gıdası vahiyden ve vahiy mahsulü değerlerden tanzim edilmiştir. İnsan oğlunun temiz fıtratına şifrelenen saf duyguları uyaracak, aktif tutacak ve bunu yaşam standardı haline getirecek ancak maneviyattır.

İslâm,üç boyutlu bir dindir: 1: İnanç boyutu, 2: İbadet ve ahlak, 3:Maneviyat boyutu. Bu üç boyutu sırasıyla, " en, boy ve derinlik kavramlarıyla da ifade edebiliriz. "Cibril Hadisi" olarak bilinen tanınmış bir hadiste bu üç boyut şöylece sunulmaktadır:

    "Bir gün Hz. Peygamberin yanına  elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam çıkageldi ve Hz. Peygamber’e sormaya başladı: Ey Muhammed! Bana iman hakkında bilgi ver? Hz. Peygamber açıkladı: “Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna da inanmandır." Yabancı: "Doğru söyledin" diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: "Ey Muhammed! Bana İslâm hakkında bilgi ver?" Hz.Peygamber açıkladı: "İslâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah'a haccetmendir." Yabancı: "Doğru söyledin" diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkında bilgi ver?" Hz.Peygamber : "İhsan, Allah'ı sanki gözlerinle görüyormuşsun gibi Allah'a kulluk etmendir. Sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyor" dedi. Sonra bu yabancı adam çıkıp gitti. Hz.Peygamber bu kimse Cebrail idi ve size dininizi öğretmeye geldi" buyurdu. (Buharı,Müslim,Tirmizi..)

Hadisimizde dinin bütünü bu şekilde formüle edilmiştir. Buna göre "iman nedir?" sorusuna verilen cevap İslâm Dininin "İnanç boyutunu", İslâm nedir?" sorusuna verilen cevap, "ibadet ve ahlak boyutunu", "ihsan nedir" sorusuna verilen cevap da "maneviyat boyutunu" ifade etmektedir. Bu üç boyut ayrılmaz bağlarla birbirine bağlıdır. Zaten bu üç boyuttan ayrı ayrı bahsetmek teorik bir çalışmadır. Pratikte bu üç boyut iç içedir.

       Örneğin inanç boyutunda, iman esasları sıralanır: Allah vardır ve birdir, insana şah damarından daha yakındır, işitendir, görendir... Maneviyat boyutunda ise bu iman esaslarının, insanın kalbine ve ruhuna yerleştirilmesi söz konusudur. Böylece insan, her an Allah tarafından görüldüğü şuuru ile hareket edecektir. İnanç boyutunda, imanın, küfrün, şirkin ve nifakın çerçevesi verilir. Maneviyat boyutunda ise imanın kalbe nasıl egemen kılınacağı, kalbin küfür, nifak, şirk ve benzeri hastalıklardan nasıl arındırılacağı işlenir. Böylece insan, maneviyat boyutunda "imanın zevkini" yaşar. Pek çok hadiste bundan "imanın tadından" söz edilir. Ezcümle, maneviyat boyutu, imanın idrâk, şuur ve zevkle yaşanmasını ifade eder. İbâdet boyutunda, zahirî yükümlülükler ele alınır, namaz, oruç, zekât, hacc gibi. Bu yükümlülükleri içten gelen bir duyarlılık ile, ihlas ile yerine getirmekte maneviyat boyutunun fonksiyonudur. Zahirî yükümlülükleri yerine getirirken daima Allah için Allah'ı görüyormuşçasına hareket etmek maneviyat boyutu sayesinde gerçekleşir. Bkz. Said Havva; Ruh Terbiyemiz, Ç: I. Kamıış. S. Şimşek, Konya 1980, s. 89-100

Maneviyatsız bir insan ruhsuz bir cesede benzer. İnsan kendini oto kontrol altında hissettiği sürece, Allah’a karşı kulluğunu daha samimi, ibadetlerini daha şuurlu ve geçimini sağlamak için üslendiği işini daha dikkatli yapmaya özen gösterecektir. Yapması gereken kulluk görevleri ona yük gibi gelmeyecek, yaptıkça zevk alacak ve bu hal onu kötü duygulardan uzaklaştırarak onu sosyal hayatta örnek bir insan yapacaktır. Maneviyat duygusu olan insan, yapmacık hareketlerden uzak duracak, yaptığı ve yapacağı her işte  “biri bizi gözetliyor” sloganıyla, her an Yüce Yaratıcının  “Basîr” yani kalplerde geçenleri dahi gören ve bilen olduğunu düşünerek bir hayat sürecektir. Böylece işçi, işinin hakkını verecek, memur görevine zamanında gelip gidecek, amir hiçbir adaletsizliğe göz yummayacak, tüccar,esnaf ve sanayici azıcık bile olsa haksız kazanca yeltenmeyecek, sahte fatura düzenlemeyecek, haksızlık yapmayacak, haksızlığa göz yummayacak, rüşvet alıp vermeyecek, dinine, milletine ve ülkesine karsı sorumluluklarını her halükarda yerine getirecektir.

  Maneviyatsız bir toplum uzun süreli olamaz. Böyle bir toplum, muhasebesi tutulmayan bir işyerine benzer. Maneviyatsız  bir dünya, içi dışı birbirinden farklı, bukalemun tiplemelerinin doldurduğu iki yüzlü insanların dünyası olur. Mevlana’nın:“Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok” sözünün aksine, sözü özü bir, üzerindeki elbisenin içindeki cesedi taşıyabilen ve giydiği elbise kendisine dar gelmeyen insanlara ihtiyaç vardır. Zaten vücuduna uygun elbise giyen kimsenin kıyafeti göze hoş görünmez mi?

Yüce Yaratan,  insanlardan yalnız iman edip inançlarını dışarıya tezahür ettirmeyip ihmal edilmesini,  yakışan bir tavır olarak görmemektedir. Bu hareket bir çok ayette kınanan bir tavır olarak belirtilmiştir. Mesela: “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?” (Ankebut, 29/1-2),İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar var ya, şüphe yok ki biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.” (Kehf, 18/30),   “O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (Mülk, 67/2ayetleri, hem insanların yaratılış gayesini,  hem  ilahi emirlere nasıl muhatap olduklarını ifade etmekte ve hem de dünyada düzgün bir yaşam sergilemeleri belirtmektedir.

Sonuç: Üstün vasıflarla yaratılan insandan, kulluk binasının kapısını imanla, direklerini ibadetle, duvarlarını da ahlakla inşa edip orada O’nu görüyor muşçasına, maneviyat dolu samimi bir hayat sürdürmesi istenmektedir. Bunu böyle yapmakla  insanın, aslında cennette iskan edeceği binayı, daha dünyada iken inşa ettiğinin farkında olması gerekir, değil mi?

      Selam ve dua ile!                                                 

                                                                                       

                                                                                                 Mehmet  KAVA

                                                                                   Kütahya İl Müftülüğü Merkez Vaizi


Yorumlar - Yorum Yaz


Kurban Dokumanları
Namaz Kitapları
Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Kur'ani Site
Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 23° 16°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.50653.5205
Euro4.17464.1913
Saat