• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/vaazdokumanlari/
  • https://www.twitter.com/@vaazsitesi
Üyelik Girişi
Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi13
Bugün Toplam203
Toplam Ziyaret2887625
İslam Ansiklopedisi
Hadislerle İslam
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

Hesap Gününü Hatırlama

HESAP GÜNÜNÜ HATIRLAMA

 

 

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ 

 

حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا  وزِنوا أنفسَكم قبل أن تُوزَنوا   وَتَزَيَّنُوا لِلْعَرْضِ الْأَكْبَرِ وَإِنَّمَا يَخِفُّ الْحِسَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى مَنْ حَاسَبَ نَفْسَهُ فِي الدُّنْيَا

 

 

 

 

Değerli kardeşlerim!

Bugünkü sohbetimizde, iman esaslarından olan ahiret gününden ve bugünde Allah'a verile­cek hesaptan söz etmek istiyorum.

İnsan, sorumluluk taşıyan bir yaratıktır. Bu, onun temel özelliklerinden birisidir. Allah'ın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmakla yükümlü olan insan, mutlaka bir gün O'nun hu­zurunda, dünyada yaptıklarından sorgulanacak­tır. Çünkü o, tesadüfen dünyaya gelmiş değil, Allah'ın takdir ve yaratması ile var olmuştur.

 Kur'an-ı Kerim'de:

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لاتُرْجَعُونَ 

"Sizi boş yere yarattığımızı ve bize geri döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"(Müminun115 )Buyurulmuş ve insanın bir gün hesaba çekileceği bildirilmiştir.

Öldükten sonra dirilip Allah'ın huzuruna ge­tirileceğimiz bu güne "Hesap Günü" diyoruz. Bugün, insanın en dehşetli günlerinden bir gün­dür. Peygamberler bile bugünün dehşetinden Al­lah'a sığınmışlardır. İşte bu peygamberlerden biri, İbrahim aleyhi's-selâm'dır. Bakın 0, Allah Teâlâ'ya nasıl dua ediyor:

 

لَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ * يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ * إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ *

"(Ey Rabbim) İnsanların dirilecekleri (ye huzuruna gelip hesap verecekleri) gün, beni utandırma. O gün ne mal fayda verir, ne ev­lat. Ancak Allah'a temiz bir kalb ile gelenler başka.(şuara 87-89)

 

Hz. İbrahim bu duası ile bize örnek oluyor, yol gösteriyor. Zaten onun yaptığı bu duanın Kur'an-ı Kerim'de yer almasının hikmeti de bu­dur. Ayet-i Kerime'de şu hususlara dikkatimiz çekiliyor. Ey insanlar. Öleceksiniz fakat sonra­dan dirilip Allah'ın huzurunda hesap vereceksi­niz. Bunu hatırınızdan çıkarmayın, hazırlıklı olun, İbrahim aleyhi's-selâm bir peygamber ol­duğu, hatta Allah'ın dostu olma şerefi ile şeref­lendiği halde hesap gününü unutmuyor ve o gün mahcup duruma düşmemesini Allah Teâlâ'dan niyaz ediyor.

 

 Bu peygamberi örnek alın; Allah'a yönelin, yalvarın ve o gün hesabınızın kolay geçmesini Allah'tan dileyin. Kimseye güvenme­yin, Allah'ın rızasını kazanmaya çalışın. 0. razı olmadıkça kimsenin size bir iyilik yapamayaca­ğını unutmayın. 0 halde yapacağınız şey. Al­lah'ın rızasını kazanmaktır. Bu da ancak O'nun. emirlerine itaat etmek ve yasaklarından sakın­makla olur.

 

Evet, o gün mal ve evladın fayda vermeyece­ği bir gündür. Nitekim başka bir Ayet-i Keri­me'de şöyle buyurulmaktadır:

 

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ 

"Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evladın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden (kıya­met gününden) çekinin. Bilin ki, Allah'ın ver­diği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi al­datmasın ve şeytan Allah'ın affına güvendire­rek sizi yanıltmasın.""

O düşünmesi bile insana dehşet veren günde herkes kendisi ile meşgul olacak, başkası ile il­gilenmeye ayıracak zamanı olmayacaktır. Nite­kim Kur'ari-ı Kerim'de şöyle buyürulmuştur:

 

يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ * وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ * وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ * لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ * وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ * ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ  * وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ * تَرْهَقُهَا قَتَرَة

"0 gün kişi kardeşinden, annesinden baba­sından, eşinden ve çocuklarından kaçar. 0 gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır. O gün bir takım yüzler sevinçli ve müjdelidir. Bir takım yüzlerin de üzerini toz kaplamış ve karanlıklar örtmüştür. " (Abese 34-41)

 

Değerli kardeşlerim!

İnsan dünyada bu yakınlarından birisi ile karşılaşsa sevinir ve onları sevgi ile kucaklar. Ama görülüyor ki o gün, değil başkalarından, en yakınları ile bile karşılaşmak istemeyecek, on­lardan kaçacaktır. Bir kısmı kendi derdi ile meşgul olduğu için kaçacak, bir kısmı da sorguya çekilirim endişesiyle kaçacaktır.

 Çünkü;

 Kardeş,   "Sen bana dünyada yardım etmedin….";

 Anne-baba,   "Sen bize iyilikte kusur ettin…";

 Eşi,   "Sen bana haram yedirdin…",

 Çocuklar, "Sen bize dinimizi öğreterek bizi uyarmadın…" deyip yakasına yapışırlar diye onlardan kaçacaktır.

Ebû Hureyre (r.a.) anlatıyor: Allah Tealâ:

وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ

"(Ey Muhammed!) En yakın akrabanı uyar"(Şuara 214)  Ayet-i Kerimesini indirdiği zaman. Pey­gamberimiz akrabalarını çağırarak Safa tepesin­de onlara yaptığı bir konuşmada şöyle buyurdu:

 

"Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi Al­lah'tan satın alın (Allah'ın azabından koruyun) yoksa ben Allah'ın azabından hiçbir şeyi siz­den menedemem. Ey Abdi Menaf oğulları! Allah'ın azabından hiçbir şeyi sizden uzak­laştır amam. Ey Abdülmiıttalip oğlu Abbas, Senden de Allah'ın azabından hiçbir şeyi me­nedemem. Ey Peygamberin halası Safiyye! Benim, Allah'ın azabından kurtarmak için sana hiçbir yararım olmaz. Ey Muhammed (s.a.s.)' in kızı Fatıma! Malımdan ne dilersen iste, vereyim fakat, Allah'ın azabından hiçbir şeyi senden menedemem."(Buhari, Müslim)

 

Peygamberimiz, insanların dünya ve ahiret efendisi olduğu halde, "Kıyamet günü ne ola­cağım, nasıl hesap vereceğim" derdi.

 

Ensar'dan bir kadın olan Ümmü Ala (r.a.) an­latıyor: Müslümanlar Mekke'den Medine'ye hicret ettikleri zaman, Ensar yani Medine'liler arasında kur'a ile taksim edilmişlerdi. Bizim ai­leye de Osman İbn Maz'ûn düşmüştü. Biz Os­man'ı evimizde konuk ettik. Osman bir süre son­ra hastalandı ve vefat etti. Yıkandı, kendi elbise­si ile kefenlendi. Tam bu sırada Peygamberimiz cenazeye geldiler. Ben cenazeyi tezkiye ederek:

- Ey Ebû Saibî Allah sana rahmet etsin. Se­nin hakkında bildiğim ve bu cemaate bildirmek istediğim şudur ki: Sen Allah Teâlâ'nın rahmeti­ne erişmiş bahtiyar bir zatsın, dedim. Ben böyle söyleyince, Peygamberimiz bana dönerek:

 

"Allah Teâlâ'nın bu ölüye rahmet ettiği­ni nereden biliyorsun?" dedi. Ben, Ey Allah'ın Resulü! Babam-annem sana feda olsun, Allah, (Osman ibn Maz'un gibi inanmış ve Allah'ın emirlerine uyup yasaklarından sakınmış bir ku­luna ikram etmez de) ya kime ikram eder? de­dim. Bunun üzerine Peygamberimiz:

 

- "Osman ibn Maz'un ölmüştür. Allah'a yemin ederim ki, ben de bu ölü için hayır ve mutluluk dilerim. Yine Allah'a yemin ederim ki, ben, Allah'ın bir peygamberi olduğum halde bana (ve size kıyamet günü) ne muame­le edeceğini bilemem" buyurdu.

 

Ümmü Ala diyor ki: "Vallahi, peygamberi­mizin bu uyarısından sonra ben, kimseyi tezkiye etmeye cesaret edemedim,'" (Buhari, Cenaiz )

 

Osman ibn Maz'ûn, müslüman olanların on dördüncüsüdür. Önce Habeşistan'a, sonra da Medine-i Münevvere'ye hicret etmiştir. Bedir savaşında bulunmuş ve büyük yararlıklar göster­miştir. Hicretin ikinci yılında Medine-i Münevvere'de vefat etmiştir. Medine'ye hicret edenler­den ilk vefat eden Sahabi budur.( Ayni, Umde )

 

 

Burada akla şu soru gelebilir: Bedir savaşın­da hazır bulunanların bağışlandıkları Peygambe­rimiz tarafından müjdelendiği halde, Peygambe­rimiz ibn Maz'un hakkında neden tereddüt ifade eden bir üslup ile Ümmü Alâ'ya cevap vermiş­lerdir? Aynî diyor ki: "Bunun sebebi, Osman ibn Maz'ûn'un vefatı, Bedir savaşında bulunanların cennetlik oldukları haber verilmeden önce idi." ( Ayni . Umde)

 

Bu hadisi şeriften öğrenilen bir başka husus da şudur. Cennetle müjdelenmiş olan on kişi ile Bedir savaşına katılanlar gibi cennetlik oldukla­rı bildirilenlerden başka hiçbir kimse hakkında, cennetliktir, diye hükmedilemez. Ancak genel olarak, inananlar cennetliktir, inanmayanlar da cehennemliktir, denilebilir. Bir de mümin ve muttaki olan kişiler için, cennetlik oldukları umulur, ifadesi kullanılabilir, kesin olarak cen­netlik oldukları söylenemez. ( Ayni,Umde; 8,16)

 

Berâ (r.a.)anlatıyor: Peygamberimizle birlik­te bir cenazede idik. Cenazenin mezarı kazıl­makta olduğundan peygamberimiz mezarın bir tarafında oturdu. Bu manzara onu o kadar etkile­di ki, ağladı, göz yaşları ile toprak ıslandı. Son­ra da orada bulunanlara :

يا إخواني لمثلي هذا فأََعِدُّوا !

"Kardeşlerim, kendinizi bugün için hazır­layınız." buyurdu." (İbn Mace , Zühd, 19 )

 

Peygamberimiz kıyamet gününden ve orada­ki hesaptan söz edildiği zaman gözleri yaşarırdı.

Abdullah ibn Mesud (r.a.) anlatıyor: Bir kere peygamberimiz bana:

- İbn Mes'ûd Haydi bana Kur'an oku, diye emretti. Ben:

- Ey Allah'ın Resulü, Kur'an sana gönderil­miş iken onu size nasıl okuyacağım ? dedim. Peygamberimiz:

- Evet öyle ama ben Kur'an'ı başkasından işitmeyi çok severim, buyurdu. Ben de Nisa sû­resini okumaya başladım.

 

فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلَاءِ شَهِيدًا 

-  "Kıyamet günü her ümmetten (onun peygamberini) şahit getirdiği­miz ve seni de (ey Muhammed) onların üzerine şahit olarak gösterdiğimiz zaman (inkar edenle­rin hali) nasıl olacak? (Nisa, 41)  ayetine gelince, pey­gamberimiz :

- Yeter, buyurdu. O anda peygamberimizin iki gözünden yaş döküldüğünü gördüm.(Buhari, )

 

Peygamberimizin şu uyarısı çok düşündürü­cüdür. Buyuruyor ki:

 

يَا أُمَّةَ مُحَمَّدٍ وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا

"Ey Muhammed ümmeti! Benim bildiğimi siz bileydiniz, daha az gü­ler, daha çok ağlardınız."(Bu, Mü)

 

Peygamberimizin arkadaşları ( Ashab-ı Ki­ram) da kıyamet günü Allah'a verilecek hesap­tan endişe ederlerdi.

 

Hz. Ömer bir gün Ebu Musa el-Eş'arî (ra.) ye:

 -Ey Ebû Musa!.Biz ki Müslümanlığı kabul et­tik, yerimizi yurdumuzu bırakarak hicret ettik, her yerde Peygamberimizle beraber bulunduk. Aca­ba kıyamet gününde bir ecir ve mükâfata nail olacak mıyız? dedi. Ebu Musa:

-  Elbette olacağız. Biz birçok iyilik yaptık. Cenab-ı Hak'tan büyük ihsan ve lütuf bekliyo­ruz, dedi.(Dininden ve adaletten hiç taviz vermeyen) Hz. Ömer:

Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın huzurunda hesaptan kurtul­maktan başka bir şey istemiyorum," (Şibli ,Sadru'İslam)dedi

 

Hz Ömer, kendisine adaletten ayrılmamayı bunun ahirette hesabının sorulacağını hatırlatması için bir adam tutmuş. Bu şahıs, her gün belli bir vakitte gelir:

- Ey Müminlerin Emiri! Adaletten ayrılma-
yın. ahireti unutmayın, derdi.

Bu görevli şahıs yine bir gün geldiği zaman Hz. Ömer:

- Artık senin hatırlatmana gerek kalmadı,
sakalımdaki beyaz kıllar bana her aynaya
bakışımda ahireti hatırlatıyor, demiş.

 

Evet , Aziz Mü'minler!

Kıyamet günü insanın dünyada gizli ve aşi­kar işlediği her şeyin hesabı görülecek, kişiler arasındaki anlaşmazlıklar çözümlenecektir. O gün hiçbir şeyi saklamak mümkün değildir. Çünkü yerde ve göklerde Allah'a saklı hiçbir şey yoktur

 

وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ * كِرَامًا كَاتِبِينَ* يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ 

"Oysa üzerinizde muhakkak koruyucular var. Değerli yazıcılar. Onlar, siz her ne yaparsa­nız (sizinle birlikte bulundukları için) bilirler, (iyi ve kötü hiç birini kaybetmeden hepsini amel defte­rinize yazarlar.)"(İnfitar, 10-12)

 

Meleklerin kaleme aldıkları bu defterlerde ku­lun neyi ne zaman ve nerede yaptığı yazılmış bu­lunmaktadır. Bu defterler kıyamet günü sahiplerine verilecek ve:

 

 اقْرَأْ كِتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

"Kitabını oku! bugün sana hesap sorucu ola­rak kendi nefsin yeter."  (İsra .14) ' Denecektir.

Bu amel defterlerinde her şey yazılmış, hiçbir şey unutulmamıştır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle bu­yurulur:

 

 

وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هَذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا

"0 gün herkesin amel defteri ortaya konmuş­tur. Ey Muhammed! Suçluların, amel defterle­rinden korktuklarını görürsün. "Eyvah, bu na­sıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırak­madan hepsini saymış dökmüş" derler. Onlar • (bu defterlerde) bütün yaptıklarını hazır bul­muşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez." (Kehf,49)

 

 

 

Hz. Aişe (R.) anlatıyor.

Allah'ın Resulü Kıyamet Günü'nde insanların hesaba çekilişleri ile ilgili olarak şu açıklamada bulundu:

-Kıyamet Günü'nde hisaba çekilen her bir kul mutlaka azaba uğrar.

(O'nun bu açıklamasını dinleyince) sordum:

-Ya Resûlellahl Allah (İnsikak Sûresi'nin 7-9. âyetlerinde:)

 

فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ * فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا *وَيَنْقَلِبُ إِلَى أَهْلِهِ مَسْرُورًا 

«Kimin amel kitabı sağından    verilirse o kolay bir hisaba çekile­cektir ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.» buyurmuyor mu?

(Oysa ki siz hisaba çekilen her bir kul azaba uğrar, diyorsunuz.)

-Ya Aişc! (Âyetlerin açıkladığı gerçek) ilâhî huzura çıkarılmadır (arzolunmadır). Yoksa bir kul hisaba çekildi mi mutlaka azaba uğratılır. (Buhari, Müslim, Tirmizi)

 

Hadisimizde geçen arz; Allah'ın huzuruna çıkarılma, ilahî rahmetin tecellisine ve kula müjdelenmesine aracı olan ve şeklî bir muhakemeyi ihtiva eden arzdır, şöyle ki:

Allah C.C. kuluna şunu şunu yaptın mı buyuracak, kul da itiraf ede­cektir. Rabbimiz ona ben senin dünyada hatalarını örtmüşdüm, bu Gün' de seni bağışlıyorum, diyecek, o kula amel kitabı sağından verilecek ve Cennet'e sevkolunacaktır.

 

Allah'ın adaletinin zuhuruna vesile olacak inceden hesaba çekilme ise peygamberimizin buyurduğu gibi azaba götürecektir.

 

Büyük öneminden dolayı, kıyamet günü hesabı ilk sorulacak olan ibadet de namazdır.

 

Nebiler Sultanı (s.a.v.), şöyle buyurmuşlardır:

"Kulun kıyamet gününde hesabı ilk sorulacak ameli na­mazdır. Eğer namazı sağlam çıkarsa kurtulmuş ve aklanmış­tır. Eğer namazı düzgün çıkmazsa kaybetmiş ve ziyana uğra­mıştır. Farz namazları eksik çıktığında Aziz ve Celil olan Al­lah: Bakınız, kulumun nafile namazı var mıdır? der. Namazın eksikleri nafile namazlarla tamamlanır. Diğer amelleri de bu şekilde muhasebe edilir."(Tirmizi)

 

Rivayet edildiğine göre Hazreti Hüseyin, henüz süt emmekte idi. Bir gece hastalanmış ve sabaha kadar uyumamıştı. Sabaha doğru biraz uyur gibi olmuş, Hazreti Fâtıma da bu durumdan istifade ederek sabah namazını kılıp yatmıştı.

Mescid-i Şerifte sabah namazını kıldıran Peygamberimiz, âdeti üzere kızı Fâtıma'nın evine geldi. Hazreti Fâtıma'yı uyur vaziyette görünce; onu sabah namazını kılmadan yatmış sanarak:

- Ey kızım Fâtıma, Peygamber kızıyım diye sakın namazı terk etme! Beni hak Peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, namazını vaktinde kılmadıkça; cennete girece­ğini zannetme! Buyurdular.

Ondan sonra Hazreti Fâtıma:

-Canım babacığım, sabaha kadar uyuma­dım... Sabah namazını kılıp da yattım... deyin­ce, Peygamber Efendimiz:

- Müjdeler olsun sana ey kızım Fâtıma, Ahirette böyle sıkıntılar görmeyeceksin, buyur­du.

 

O gün herkes sorgulanacaktır. Kur'an-ı Kerim bu hususu şöyle ifade eder:

 

فَلَنَسْأَلَنَّ الَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْأَلَنَّ الْمُرْسَلِينَ 

"Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de sor­guya çekeceğiz."(Araf,6)

Peygamber kendilerine gönderilenlere, "Elçile­re ne cevap verdiniz?"(Kasas,65) peygamberlere de, "Si­ze ne cevap, verildi?" (Maide, 109) diye sorulacaktır….

 

Amel defterlerini inceleyenlerden bazıları ora­da yazılı günahlanndan bir kısmını inkar edecekler ve: "Bunları ben yapmadım, melekler yazdı" deye­cekler ama, bu konudaki şahitlere itiraz edemeye­ceklerdir. Çünkü o gün vücutlarındaki organlar aleyhlerine şahitlik yapacaktır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de bu husus şöyle ifade edilmiştir:

 

"0 gün onların dilleri, elleri ve ayakları işle­dikleri şeyler hakkında kendilerine şahitlik ederler."(Nur, 24)

"Nihayet oraya vardıkları zaman kulakla­rı, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkın­da onların aleyhinde şahitlik ederler. Onlar derilerine: "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz" derler. Derileri de: "Bizi, herzeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk defa yaratan 0' dur ve siz yine ona döndürülüyorsunuz'' derler."(Fussılet, 20-21)

 

 

Enes ibn Malik (r.a.) anlatıyor: Peygamberi­mizin yanında idik. Güldüler. Sonra da:

-   Niye güldüm, biliyor musunuz? Dedi. Biz:
-Allah ve Resulü bilir dedik, Peygamberimiz:

-   Kulun Rabbisi ile konuşmasına gülüyorum.
Kul. Allah'ın huzurunda hesap verirken: ''Ey
Rabbim! Siz beni haksızlık yapmaktan menet-
mediniz mi?" diyecek, Allah Teâlâ: "Evet, me-
nettim" buyuracak. Kul: "Ama ben kendime be­
nim tarafımdan bir şahit getirilmesinden başka
bir şeye, başkasının şahitliğine razı değilim" di­
yecek. Bunun üzerine Allah Teâlâ: "Bugün sana
tek şahit olarak nefsin, çok şahit olarak da değer­
li yazıcı melekler yeter." Buyuracak ve ağzı mü­
hürlenecektir. Peşinden, organlarına: ."Konuş"
denilecek, onlar da onun yaptıklarını söyleye­
cektir. Sonra serbest bırakılacak. 0 da organla­
rın: Irak olun, ben ancak sizin için mücadele edi­
yorum",
diyecektir.(Müslim, Zühd)

 

Kıyamet günü iyilerle kötüler birbirinden
ayırt edilecek, haklar alınıp sahiplerine verile­
cektir. O gün hiç kimsenin hakkı kimsede kal­
mayacaktır. Peygamberimiz bu hususu ifade
ederken:

 

لَتُؤَدُّنَّ الْحُقُوقَ إِلَى أَهْلِهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُقَادَ لِلشَّاةِ الْجَلْحَاءِ مِنْ الشَّاةِ  الْقَرْنَاءِ

"Elbette kıyamet gününde haklar sahiple­rine ödenecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü alınacaktır."(Müslim) bu­yurmuştur……!

 

Ebû Ubeyde ve ibn Münzir'in rivayetlerine göre Katade şöyle demiştir: "'Kıyamet günü in­san tanıdığı bir kimseyi görmekten sıkıldığı kadar, hiçbir şeyden sıkılmaz. Çünkü yaptığı bir haksızlık sebebiyle peşine düşülmesinden korkar. ( Alusi, Ruhul- Meani)

 

Hak sahipleri haklarını eksiksiz alacakları muhakkak olan o günde, dünyada haksızlık ya­panlar da, iyiliklerini hak sahiplerine vermekle yaptıkları iyiliklerden de mahrum olacaklardır.

 

Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Pey­gamberimiz:

- Müflis kimdir, bilir misiniz ? buyurdu. Ora­da bulunanlar:

- Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Peygamberimiz:   .

Gerçekte benim ümmetimden müflis, kıya­met gününde, namaz, oruç ve zekatla gelecek olan kimsedir. (Yani namazını kılmış, orucunu tutmuş ve malının zekatını vermiş olan kimsedir.) Ama şuna sövmüş, bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür (Yani bu günahları da iş­lemiştir.) Bundan dolayı onun iyiliklerinden adı geçenlerin her birine verilir. Üzerinde olan hak­lar ödenmeden iyilikleri tükenirse, hak sahipleri­nin günahları o kimseye yükletilir. Sonra o kim­se cehenneme atılır, buyurdu.'"(Müslim)

 

Bu hadisi şerif insan haklarına verilen önemi belirtiyor. İnsan haklarına riayet etmeyen kimsele­rin kıyamet gününde sorgulanırken dünyada ka­zandıkları iyilikleri de kaybederek çok kötü bir du­ruma düşeceklerini açık bir şekilde ifade ediyor.

 

 

Değerli Kardeşlerim!

Kişi kıyamet günü genel olarak beş şeyden sor­guya çekilecektir.

 

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ عَنِ النَّبِىِّ (صعلم) قَالَ  لاَ تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلاَهُ وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ .

İbn Mesut (r.a) Rasulullah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu söyledi: Ademoğlu şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamaz:

1- Ömrünü nerede geçirdiğinden.

2- Gençliğini nerede tükettiğinden.

3- Malını nerden kazandığından.

4- Nereye harcadığından.

5- İlmiyle nasıl amel ettiğinden. (Tirmizi, Kıyame, 2601)

 

Bu hadisi şerif üzerinde düşünmeli Ve bu soru­lara cevap verecek şekilde hazırlanmalıyız.

Bundan sonra terazi kurulur ve amellerin tartıl­masına geçilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:

 

"0 gün (amelleri tartacak) terazi haktır. Ki­min (sevap) tartıları ağır gelirse işte onlar kur­tulanlardır. Kimin (sevap) tartıları hafif gelir­se, işte onlar da ayetlerimize haksızlık etmele­rinden ötürü kendilerini zarara sokanlardır."(Araf,8-9)

 

Buradaki terazi (Mizan) insanların dünyada yaptıkları amelleri tartacak olan ve keyfiyetini bi­lemediğimiz ilahi adalet ölçüsüdür. Bu, dünyadaki ölçü aletlerinin hiç birine benzemez. Çünkü bu te­razi, insanın yaptığı iyilikler ile kötülükleri tarta-caktır.

 

Ayet-i Kerime'de de ifade buyurulduğu gibi, tartıda, iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenler kurtuluşa erecek, hafif gelenler ise cehenneme gidecektir. Cehenneme gidenlerden inanmış olanlar, cezalarını çektikten sonra cehennemden çıkıp cennete girebileceklerdir.

Ameller tartılırken hiç kimseye haksızlık ya­pılmayacak, yaptığı her şey adalet terazisinde tartılacaktır.

 

"Kim zerre miktar hayır yapmışsa onu gö­rür. Kim de zerre miktar kötülük yapmışsa onu görür.""(Zilzal,7-8)

Tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelen­lere ne mutlu. Onlar cennete girecekler ve cen­netin sonsuz nimetlerine ereceklerdir.

 

Değerli Müminler!

Kıyamet günü Allah'ın huzurunda vereceği­miz hesap ile ilgili bu kısa açıklamadan sonra, o halde ne .yapmalıyız ki, o gün hesabımız kolay geçsin? gibi bir soru akla geliyor. Evet, yapaca­ğımız şeyi peygamberimiz bize şöyle hatırlatı­yor:

 

عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا  وزِنوا أنفسَكم قبل أن تُوزَنوا   وَتَزَيَّنُوا لِلْعَرْضِ الْأَكْبَرِ وَإِنَّمَا يَخِفُّ الْحِسَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى مَنْ حَاسَبَ نَفْسَهُ فِي الدُّنْيَا

"Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesa­ba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce de ölçülü olunuz!  Hesap günü için hazırlıklı olun. Şüphesiz dünyada sorumlu davranan kimsenin hesabı hafif olacaktır."  (Tirmizi,İbn Ebi Şeybe, Beyhaki)….!

 

Evet Müslüman bir insan akıllıdır ve akıllı insan da yarınını düşünendir. Bu hususta Hz peygamber (s) şöyle buyurmuştur:

 

الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللَّهِ

"Akıllı insan, kendine sahip çıkan ve ölümden wskendini dünyevi arzulara kaptıran ve de Allahtan cenneti temenni eden kimsedir."( Tirmizi)

 

Ebu Hüreyre ® rivayet edilen bir hadiste Hz Peygamber (s) şöyle buyurdu:

     -Ölen hiç bir kişi yoktur ki (amellerinin mükâfatını veya cezasını gördüğü zaman) pişmanlık duymuş olmasın.

(O'nun bu sözlerine muhatap olan sahâbîler)sordular:

 

-Ya Resûlellah! Kişinin duyacağı pişmanlık nedir? (Açıklar mı­sınız?)

       -Eğer iyi amelli bir kişi ise iyi amellerini niçin artırmadığına pişman olur. Kötü amelli bir kişi ise yaptığı amelleri niçin bırakıp tevbe etmediğine pişman olur.(Tirmizi)

 

İnsan dünyada yaptıklarının bir gün hesabını vereceğine ve o günkü mahkemede hâkimin biz­zat Allah Teâlâ olduğuna inanır ve bu inancını ölünceye kadar muhafaza ederse, her işinde dik­katli olur. İşlerinde doğruluktan ayrılmaz. Kim­seyi aldatmaz. Kimseye haksızlık yapmaz. Ya­lan konuşmaz. Kimsenin malına ve ırzına göz dikmez. Kendi hakkı kadar başkalarının hakkını da gözetir. Kendisine lâyık görmediği bir şeyi din kardeşlerine de lâyık görmez.

 

Bu inanca sahip olan kimse hesap günü gelip çatmadan evvel, kötülükleri azaltır ve iyilikleri çoğaltır. Allah'tan korkar. O'na karşı gelmekten çekinir. Günah işlememeye gayret eder. İşlediği günahlardan hemen tevbe eder. Günahkâr olarak Allah'ın huzuruna gitmek istemez.

İşte ahiret inancı, insanın, duygu, düşünce ve davranışları üzerinde olumlu etkiler yapar.

Ne mutlu o hesap gününe hazırlananlara. Yi­ne ne mutlu o günü hiç unutmayanlara.

 

Konuşmamı, Kur'an-ı Kerim'in en son nazil olduğu Abdullah İbn Abbas (r.a.) tarafından ri­vayet edilen Ayet-i Kerime ile bitiriyorum. Al­lah Teâlâ buyuruyor:

 

وَاتَّقُوا يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى اللَّهِ ثُمَّ تُوَفَّى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

"Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Al­lah'a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamı ile ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır."(Bakara,281)

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Ramazan Dokumanları
Namaz Kitapları
Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Kur'ani Site
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 30° 22°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.52793.5421
Euro4.05844.0746
Saat
Kur'an-İlmihal